Küre TV - Sözün Erdemi - HSYK atamaları kritik davaları etkiler mi?
eski bir program ama arşivde bulunsun (;
Cumartesi, Eylül 15, 2012
Pazar, Eylül 02, 2012
[HABER ANALİZ - BÜŞRA ERDAL]Yalman'dan Balyoz sanıklarına: Seminer, emrime aykırıydı(ZAMAN)
Balyoz davasında sona yaklaşıldıkça süreci etkileyecek açıklamalar geliyor. Özden Örnek, son duruşmada sanıklardan emekli Org. Ergin Saygun'un ifadesine atıfta bulunarak, "Balyoz kasetleri başbakan tarafından Aytaç Yalman'a verilmiş." dedi.
Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman, bu sözlere Hürriyet Gazetesi aracılığıyla cevap verdi. Örnek'in kendisine terbiye hududunu aşan iftira attığını belirten Yalman, kasetlerin içeriğinden haberdar olmadığını, aksi takdirde işlem yapacağını söyledi. Yalman, "Emrime aykırı yapılan bu seminer kasetlerinin kimler tarafından sızdırıldığı kadar, kasetlerin içinde konu ile ilgisi olmayan bigünah silah arkadaşlarımın isimlerinin kimler tarafından yazdırıldığının ortaya çıkarılması önemlidir." diye konuştu.
Emekli Orgeneral Aytaç Yal-man'ın dün Hürriyet gazetesinde yer alan açıklamaları, Hilmi Özkök'ün Ergenekon ifadesiyle birlikte değerlendirildiğinde Balyoz davasını doğrudan etkiliyor. Yalman, Balyoz davasında sanıklar ve avukatları tarafından hep gündemde tutulan bir isim. Sanık avukatları, özellikle son 5-6 aydır eski Genelkurmay Başkanı Özkök ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman'ın Balyoz davasında tanık olarak dinlenmesini istiyor ama mahkeme talebi reddediyordu. Özkök, Ergenekon davasında, 5-7 Mart 2003 tarihli seminerde (Balyoz) amacın aşıldığını ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı'na (Yalman) bunu incelemesini söylediğini anlatmıştı. Şimdi de Yalman, Balyoz sanıklarının elini zayıflatacak açıklamaları devam ettiriyor. Her ne kadar mahkemede verilmiş ifade olmasa da, iki emekli orgeneralin sözleri Balyoz iddianamesini destekler nitelikte. Çünkü Yalman, ilk olarak "Balyoz" ismiyle bilinen 2003 tarihli seminerin emrine aykırı şekilde gerçekleştirildiğini vurguluyor. Sanıklar, davanın başından beri bu seminerin sıradan bir "harp oyunu" olduğunu savunmuştu. Bu savunma, Yalman'ın açıklamasıyla bir kez daha geçerliliğini kaybetti ve seminerde "örtülü darbe" konuşulduğu iddiası güçlendi. Bunun yanında, o dönem Balyoz kasetlerinin Başbakan'a (Tayyip Erdoğan) gittiği komuta kademesince doğrulanmış oldu. Yani Balyoz semineri, 2003'ten beri devlet idarecileri tarafından biliniyordu.
Karacı subay Yalman'ın, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'ten, "Bir deniz subayı" diye bahsetmesi de manidar ve mesaj içeriyor. Halbuki, Örnek'in 2003-2004 yıllarına ait günlüklerinde (darbe günlükleri), dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına'nın bir an önce darbe yapmak için hevesli oldukları, onları Örnek ve Yalman'ın işbirliğinin durdurduğu anlatılıyor. Günlüklere göre Örnek, sık sık Yalman'la dertleşiyor, fikir paylaşımında bulunuyor. Özkök'e karşı birlikte hareket planı geliştiriyorlar. Geçmişteki bu samimiyete karşı bugünkü sert üslup, Balyoz sanıklarının psikolojik sıkıntıya düştüğünü gösteriyor. Kendilerinin karşısına geçtiğini düşündükleri Yalman'a yükleniyorlar. İddianamede, Balyoz darbesinin Yalman'ın çabalarıyla engellendiği yönünde savcılık tespiti var. Bu da, sanıkların Yalman'a yaklaşımının sebebini ortaya koyuyor.
Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman, son açıklaması ile bazı sanıkları "günahsız" diye ayırsa da, başta generaller olmak üzere Balyoz sanıklarına 'ayar' verdi. Bir taraftan kendini koruma kaygısı taşıyan Yalman'ın, mahkemeye gidip ifade verirse, sözlerinin onların lehine olmayacağı mesajını da aktarmış oldu. Bu açıklamadan sonra, Balyoz sanıklarının hâlâ Özkök ve Yalman'ı tanık olarak çağırmaya devam edip etmeyecekleri ise merak konusu.
http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1340426&title=haber-analiz-busra-erdalyalmandan-balyoz-saniklarina-seminer-emrime-aykiriydi
Cumartesi, Eylül 01, 2012
Hilmi Özkök’ün şahitliği ile Balyoz davasında hatırlattıkları...-yorum
Balyoz darbe planı davasında sanıklar ilk başta 5-7 Mart 2003 tarihinde gerçekleştirilen seminerin normal bir “harp oyunu” olduğunu savundu. Ama ortadaki ses kayıtları bunu yalanlıyordu. Yaşar Büyükanıt gibi eski Genelkurmay başkanı da mahkemede hayatında böyle harp oyunu görmediği söyledi. Sanıklar çapraz sorguda seminerde gerçek isimler kullandıklarını kabul edince, mahkeme daha önce yaptıkları “harp oyununda gerçek isim kullanılmaz” savunması ile bu açıklamadaki çelişkiyi gündeme getirdi. Sanıklar durumu kurtarmak için“işgüzarlık yaptık”dedi. Bu gibi çelişkiler artmaya başlayınca, yargılama sırasında seminer konusu arada kaynatıldı. Savunma taktiği olarak “seminer iddianamede suç değil ki” argümanı ve sorulara dolambaçlı cevaplar vererek. Halbuki, tabi ki seminer yapmak tek başına suç değildi. Ama seminerde konuşulduğu iddia edilenler suç. Nasıl ki,birine yemek ikram edersiniz, ikram normaldir, ama içine zehir koyarsanız öldürmeye kastetmiş olursunuz ve artık suçtur. Bu sırada sanıklar daha çok balyoz planının yer aldığı dijital delillerin sahteliği üzerinde durdu. Savunmalarını bunun üzerine kurguladılar ve semineri unutturdular. Ta ki eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün Ergenekon davasındaki tanıklığına kadar. Özkök, 5-7 Mart 2003’teki seminerde amacın aşıldığı duyumunu aldığını ve bu nedenle de konuyu incelemesi için Kara Kuvvetleri Komutanı’na havale ettiğini söyledi. Bu açıklama, doğrudan o dönem Genelkurmay Başkanının bazı gelişmelerden haberdar ve rahatsız olduğunu gösteriyor. Nitekim Özkök,2003 yılının Mayıs ayında Harp Akademileri'nde Çetin Doğan’ı uyarıyor. Normal şartlarda, bir genelkurmay başkanının 1. Ordu Komutanı hakkında inceleme yaptırması Türk Silahlı Kuvvetleri geleneğinde rastlanılmış bir durum. Daha birkaç yıl önce, dönemin Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ’un, LAW silahı gömdüğü iddia edilen, ağır suçlamalarla hakkında dava açılan askerlere sahip çıkışı akıllarda. Bu olayda ise, Özkök,sıradan bir askeri değil 1. Ordu Komutanını idari bir incelemeye tabi tutturuyor. Bütün bu geçmiş tecrübeler ışığında Özkök’ün “seminerde amacın aşıldığı duyumu aldım” ifadesi Balyoz cephesini suskunluğa itti. Sadece Doğan’ın avukatı Celal Ülgen, “Duruşma arasında Özkök paşa ile görüştüm, aslında onu demek istememiş…” mealindeki ifadeyi tekzip etmeye çalışan girişimleri oldu. Ama bu çok zayıf kaldı. Bunun üzerine medyada niye suskun kaldıkları sorgulanınca ifadeden 24 gün sonra açıklama geldi. “Seminerde gerçek isimlerin kullanılması askeri kurallara aykırıdır” denilen açıklamada kamuoyuma yönelik belki de ilk kez bu kadar açık suç itirafında bulunuldu. Aslında, bu açıklama Balyoz belgelerinin Taraf’ta yayınlandığı ilk günlere götürdü bizi. 20 Ocak 2010’da T24 isimli siteye yazılı açıklama gönderen Doğan, “İç tehdit sadece bölücü tehdidi değil, irticai tehdidi de kapsar. Bu kapsamda EMASYA (Emniyet ve Asayiş) planları seminerlerde elbette ele alınmıştır” demişti. Yani, yargılama boyunca yapılan tüm seminer savunmaları çöktü. Bütün o harp oyunu masalları, askeri terimlerle kafa karıştırma taktikleri. Sanıklar ve avukatları davanın önemli boyutlarını unutturuyor, ama bir tanık geliyor ve hatırlatıyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)